Bir süredir hem ulusal ve küresel gündemlerde hem de kendi kişisel gündemimde olanlara ilişkin notlar almaz, geleceğe iz bırakmak ve inanması güç bu günleri zamanı gelince "nostalji" olarak anımsamak isteğim var. Aslında epeydir, 2023 sonlarından bu yana başıma gelenleri, hayatımda olup bitenleri yazasım var ama ona henüz elim gitmiyor, yeniden karşılaşmaya gücüm yetmiyor. "Katalog suçlar" nedeniyle Instagram'ın kapalı kaldığı günlerden sonra, Instagram gönderilerine olan güvenimi yitirdim, elim varmıyor. Instagram'a erişim kapatılınca bana bir çeşit rahatlama hissi de gelmedi değil, oraya mı yazmalı buraya mı çelişkisinde "eski dostum bloglara geri dönüyoruz!" düşüncesi iyi geldi. Öyle böyle derken yine günler geçti tabi, ben aklıma düşüp yapmak istediğim şeyleri "ideal" zaman ve koşulları beklemek yerine o anda yapmaya başlasaydım muhtemelen bugün olduğumdan farklı biri olurdum. Saat daha 03:00'ı bulmamışken uykumun kaçtığı, çok a...
8 gün sonra Instagram açıldı. Ben henüz yoksunluk krizine grip tiremelere gelmemiş, vpn'e bile elleşmemiştim. Açılınca da içime bi ferahlık gelmedi ama bi anlık elime almayla akıp giden dakikalarım yine sel oldu çağladı. Ve fakat ülkede olup biten pek çok şey gibi yine anlamadık, neden? Neyin pazarlığı yapıldı, kime mesaj gönderilmeye çalışınıldı anlamak mümkün değil. Adım adım gergoluk yaratma niyeti -ve ihtiyacı- var bence, sokak hayvanlarına katliam yasası ve yasa tasarısı görüşme sürecinin de başka bir açıklaması olamaz. Ve tabi ki şok, kaotik gündemlerimiz olsun ki işsizlik, istihdam oranı, alım gücü, adalet mekanizmaları, kadın cinayetleri vs de konuşmayalım. ---- Fotoğraf; 12 Ağustos 2020'den. 4 yıl önce bugün Minnoş. Pembe jelibonlu patisine kurban.
Başlamak hep en zoru diyeceğim şimdi ama pek beylik bir laf olacak, hele benim gibi hevesle başlanıp tamamlanmamışlar listesi kabarık biri için "hadi lan oradan" dedirtip başlamak ve bitirmek eylemleri arasında taht savaşlarına neden olacak. En iyisi siz, dememiş sayın beni. Bloga yazmaya başlamak için en iyi tasarım ve en doğru zamanı bulma çabamı bugün, bu saatte yavaşça yere bırakıyor ve alana iniş yapıyorum. Datça'dayım, Eylül'ün henüz yüzünü eskitemediği yaz günlerini yakalamaya geldim. Çok olmuştu planlayalı; 13 günden 5 güne inen, tez çalışmacasından deniz tatiline dönen bir plan oldu. İyi de oldu, farkettim ki bu keşif turunu yapmadan tası tarağı toplayıp gelseymişim değil doğayla başbaşa kalmak ve verimli çalışmak hayattan soğurmuşum. Biraz garip hissediyorum. Geçen yıldan sonra bugün bir kez daha karar verdim, tuhaf bir ilişkimiz var Datça ile. Hem sanki kaçınılmaz olan ve en istediğim gibi hem de yeterince beni dahil eden ve bana dahil olan değil.. Bi...
Yorumlar
Yorum Gönder